🌿 KONYA’NIN SAKİN MANEVİYATINDA İLME ADANAN GÖNÜLLER – I🌿


Her şehrin kendine has bir ruhu, her toprağın kulun kalbine üflediği ayrı bir iklimi vardır. 1990 yılındaki ilk ziyaretimden bunca yıl sonra yeniden ayak bastığım Konya, tam da o unutulmaz vakur duruşuyla, düzlüğüyle, sadeliğiyle ve kendi zatına mahsus o dingin, sakin maneviyatıyla karşıladı bizi. Konya’ya ulaştığımız gün olan 9 Haziran ve seminer günümüz olan 10 Haziran’da ikindi namazları sonrası rahmet olup yağan epey bir yağmur, arkasından nem barındırmayan o tatlı sıcaklık ve gölgede esen serin rüzgâr, sanki bu güzel buluşmanın habercisi gibiydi.
Konya’daki bereketli günümüz, Dubai’den tanıdığım sevgili Feyza ve Hülya ile yaptığımız huzur dolu bir kahvaltıyla başladı. Ardından heyecanla bizi bekleyen Eğitim Dayanışma ve Araştırma Vakfı’na (EDAV) doğru yola çıktık.
EDAV salonuna girdiğimde karşımda, ilk kez gördüğüm ama yüzlerindeki ilim meclisinde bulunma arzusuyla kalpleri parıldayan hanımlarla karşılaştım. Bazı insanlar vardır ya hani; hayatınızda ilk kez görmüş olsanız bile aradaki tüm mesafeler kalkar, sanki yıllardır tanışıyormuş gibi bir muhabbetle kucaklaşır, sarmalarsınız. İşte Konya’nın o güzel hanımlarıyla tam olarak bu duyguyu yaşadık. İlme, Kur’an’a bu denli meraklı ve iştiyaklı bir toplulukla bir arada olmak beni tarif edilemez bir mutluluğa sevk etti.
Bu güzel mecliste, Bakara Suresi 138. ayet-i kerimesinin ışığında “Allah’ın Boyası” (Sıbğatullah) üzerine derin bir hasbihal gerçekleştirdik. Kelamın rehberliğinde hayatı anlamlandırmaktan ve fıtrata dönmekten bahsettik, Nuraniye metodunun Kur’an eğitimindeki yerini ve önemini paylaştık. Bu tatlı sohbetin en güzel sürprizlerinden biri de, online eğitimlerimizde Arapça dersi alan ve başarısıyla iftihar ettiğim öğrencim Meral’i karşımda görmek oldu. Ekran arkasından kalbimize dokunan öğrencimizle Konya’da yüz yüze sarılabilmek de bu günün ayrı bir hediyesiydi. Sohbetimizin ardından arzu eden hanımlar için kaleme aldığım romanımı imzalayarak muhabbetimizi taçlandırdık.
Bu verimli buluşmanın ardından, EDAV yönetimindeki kıymetli dostlarımız ve vakıf kurucuları ile çok ufuk açıcı bir istişarede bulunduk. Konya’daki bu yüksek potansiyeli ve hanımların ilmi gayretini görünce, ileriye dönük harika bir kararın da ilk adımını attık: İnşallah ilerleyen dönemlerde bu güzel şehirde geniş kapsamlı bir “Nuraniye Eğitmenlik Kursu” düzenlemeyi planladık ve bunun ilk istişarelerini yaptık. Rabbim hayırlısıyla gerçekleştirmeyi nasip etsin.
Seminer sonrasında Konya’nın o büyüleyici tarihi dokusuna bıraktık kendimizi. Konya, birer inci gibi şehrin dört bir yanına serpilmiş tarihi camileriyle adeta bir açık hava müzesi. Değerli öğrencim Şükran’ın da bize iştirak etmesiyle birlikte; ilk olarak Aziziye Camii’nde öğle namazımızı eda ettik. Sonrasında Kapı Camii’ni, Mevlânâ’nın Türbesi’ni ve Şems-i Tebrizî Camii’ni ziyaret ederek o manevi havayı soluduk. Elbette Konya’ya gelip de meşhur etli ekmeğini ve yağlı somununu tatmamak olmazdı; şehrin en meşhur mekânında bu yöresel lezzetleri de deneyimleme fırsatımız oldu.
Günün tatlı yorgunluğunu ise bir aile dostumuzun akrabası olan Rabia Hanım’ın sıcak yuvasında attık. Seminere gelerek bizi yalnız bırakmayan Rabia Hanım, akşam çayı için öyle ısrarla davet etti ki hayır diyemedik ve onun zarif misafirperverliğinde günü huzurla nihayete erdirdik.
Konya’da gezmeyi ve görmeyi planladığımız yerler henüz bitmedi, bu güzel şehrin bize anlatacağı daha çok şey var biliyorum. Ancak bu ilk günün ve ilk buluşmanın şükrünü ertelemek istemedim.
Bizlere kapılarını açan, bu güzel buluşma imkânını sunan EDAV Vakfı kurucularına, seminere emek veren tüm yetkililere, uzak yakın demeden salonu dolduran, o ilk andan itibaren bizi bir aile sıcaklığıyla bağrına basan ve dinlemeye gelen bütün ilim sevdalısı hanımefendilere ayrı ayrı teşekkür ederim.
Gönülleri “Allah’ın Boyası” ile boyananlarla, yeni yollarda ve yeni eğitimlerde yeniden buluşmak duasıyla…
Sevgi Yağcıoğlu
11 Haziran 2026

Bir cevap yazın