Ölüm bir yok oluş değildir. Dünya hayatından ayrılıp Allah’ın huzuruna dönüşün başlangıcıdır. İnsan doğumunu seçemediği gibi ölüm vaktini de belirleyemez. İkisi arasındaki süre ise bir imtihandır.
“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.”
Mülk Suresi, 67/2
Allah Teâlâ “hanginiz daha çok amel yapacak” demiyor; “hanginizin ameli daha güzel olacak” buyuruyor. Mesele çok yaşamak değil, bize verilen hayatı Allah’ın razı olacağı şekilde yaşamaktır.
- Ölüm Kaçınılmazdır
Yeryüzünde sahip olduğumuz her şey fanidir. Beden, ev, makam, servet ve dünya hayatı geçicidir. Kalıcı olan yalnız Allah’tır.
“Yeryüzünde bulunan herkes fanidir. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.”
Rahman Suresi, 26-27 - Her Canlı Ölümü Tadacaktır
Kur’an ölümden bahsederken bizi yalnızca ölümün kendisine değil, ölümden sonraki gerçek hayata ve kurtuluşa hazırlamaktadır.
“Her canlı ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı size ancak kıyamet günü tam olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir.”
Âl-i İmrân Suresi, 185
Ölüm, peygamberler için dahi kaçınılmazdır:
“Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.”
Zümer Suresi, 30 - Ecel Gizlidir ve Ertelenmez
Ne zaman ve nerede öleceğimizi bilemeyiz. Ecel geldiğinde bir an bile ertelenmez.
“Hiç kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır.”
Âl-i İmrân Suresi, 145
“Her ümmetin belirlenmiş bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”
A‘râf Suresi, 34
“Hiç kimse nerede öleceğini bilemez.”
Lokmân Suresi, 34
İnsan ölümden kaçamaz:
“Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır.”
Nisâ Suresi, 78
Öyleyse ölümün nerede ve ne zaman geleceğini öğrenmeye çalışmak yerine, ona her yerde ve her zaman hazırlıklı olmak gerekir. - Ölüm Anı ve Son Pişmanlık
Ölüm anı, insanın dünya hayatındaki bütün imkânlarının sona erdiği andır. O anda görevli melekler vazifelerini yerine getirir.
“De ki: Sizin için görevlendirilmiş ölüm meleği canınızı alacak; sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”
Secde Suresi, 11
Can boğaza dayandığında insan artık dünyadaki hiçbir gücün kendisine yardımcı olamayacağını görür:
“Can boğaza dayandığında, siz o sırada bakıp dururken, biz ona sizden daha yakınız; fakat siz göremezsiniz.”
Vâkıa Suresi, 83-85
Ölümün ayrılık olduğu o anda insan gerçeği bütün açıklığıyla anlar:
“Can köprücük kemiklerine dayandığında, ‘Kim kurtaracak?’ denildiğinde, kişi bunun ayrılık vakti olduğunu anlar.”
Kıyâme Suresi, 26-28
Ve artık geri dönmek ister:
“Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde: ‘Rabbim! Beni geri gönder. Belki terk ettiğim dünyada iyi işler yaparım.’ der.”
Mü’minûn Suresi, 99-100
Fakat cevap nettir: “Hayır!”
Çünkü ölüm geldikten sonra yeni bir fırsat başlamaz. Fırsat, henüz hayattayken vardır. - Ölümü Hatırlamak Bizi Nasıl Yaşatır?
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”
Tirmizî, Nesâî
Ölümü hatırlamak insanı hayattan koparmaz; aksine hayatı daha bilinçli yaşamaya vesile olur.
Ölümü unutan insan tövbeyi, ibadeti, helalleşmeyi, sadakayı ve iyiliği erteler. Ölümü hatırlayan ise kendisine şu soruyu sorar:
“Bugün Allah’ın huzuruna çıkacak olsaydım, yanımda ne götürmek isterdim?”
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“İnsanların en akıllısı ölümü en çok hatırlayan ve ölüm için en güzel şekilde hazırlanan kimsedir.”
Mümin bilir ki:
“Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz.”
Bakara Suresi, 156
Bu sebeple asıl soru “Ölecek miyim?” değildir. Bunun cevabı bellidir. Asıl soru:
“Rabbimin huzuruna ne ile çıkacağım?”
Bugün İçin Üç Küçük Adım
Gecikmiş bir tövbe et.
Yarım kalmış bir helalleşmeyi tamamla.
“Yarın yaparım” dediğin bir sadakayı veya iyiliği bugün yap. - Son Dua
Allah’ım! Senden güzel bir son niyaz ediyoruz.
Allah’ım! Ömrümüzün en hayırlı kısmını sonu, amellerimizin en hayırlısını son amellerimiz, günlerimizin en hayırlısını ise Sana kavuşacağımız gün eyle.
Allah’ım! Ölüm anında ve onun şiddetinde, kabrimizde ve onun karanlığında, haşir gününde ve onun zorluklarında bize yardım et.
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru.
Allah’ım! Bizlere iman üzere yaşamayı, iman üzere ölmeyi ve Sana güzel bir son ile kavuşmayı nasip eyle. Âmin.
