KUR’ÂN’DA ZULÜMDEN ARINMA YOLU: TEVBE, ISLAH VE İLÂHÎ RAHMET – IV

​Kur’ân-ı Kerîm, zulmü kesin bir dille yasaklayıp tarihî yıkımlarını ortaya koyarken, insan için çıkış kapısını da daima açık bırakmıştır. İslam’ın adalet ve merhamet anlayışına göre zulüm, kulun ebedî hayatını karartan ağır bir sapma olsa da ilâhî rahmetin kuşatıcılığı sayesinde bu hatadan dönmek mümkündür.
​I. KULUN KENDİNE ETTİĞİ ZULÜMDEN DÖNÜŞÜ: TEVBE
​Kul, işlediği her günah ve isyanla aslında ilk önce kendi nefsinin temizliğini bozmuş ve hakkı yerinden ederek kendine zulmetmiştir. Ancak şirke düşmediği ya da şirkten tam bir ihlasla yüz çevirdiği müddetçe Allah’ın rahmet kapısı açıktır.
​Günahkârların Tevbesi ve İlâhî Çağrı
( قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَىٰ أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ )
“De ki: ‘Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden (nefislerine zulmeden) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'” (ez-Zümer, 39/53)
​Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
“Günahından tövbe eden, günahı olmayan kimse gibidir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)
​Zulmün Ardından Tevbe Etmek
( فَمَنْ تَابَ مِنْ بَعْدِ ظُلْمِهِ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ اللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ )
“Kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve durumunu düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (el-Mâide, 5/39)
​II. TEVBENİN ŞARTI: ISLAH VE TAMİR
​Kur’ân-ı Kerîm’de “tevbe” kelimesi çoğunlukla “ıslah” (düzeltme) kavramıyla birlikte zikredilir. Bu durum, zulümden arınmanın sadece dille yapılan bir istiğfardan ibaret olmadığını, bozulan dengenin fiilen tamir edilmesi gerektiğini gösterir.
​( ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُوا السُّوءَ بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا ۦۤ إِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحِيمٌ )
“Sonra şüphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tevbe edip durumunu düzeltenler lehinedir. Şüphesiz Rabbin, bundan sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (en-Nahl, 16/119)
​Bu ayetler ışığında zulümden temizlenmenin fiilî basamakları şunlardır:
​Hatasını İtiraf Etmek: Kulun, yaptığı amelin bir zulüm ve haksızlık olduğunu kalben kabul etmesi.
​Pişmanlık Duymak: İşlenen günahtan dolayı derin bir vicdan azabı hissetmesi.
​Zulmü Derhal Terk Etmek: Haksızlığa neden olan fiile hemen son vermesi.
​Islah Etmek: Eğer zulüm insanlar arasında gerçekleşmişse, hak sahipleriyle helalleşmek ve zararı tazmin etmek.
​III. KUL HAKKINA DAYANAN ZULÜMDE HELALLEŞME ZORUNLULUĞU
​Allah Teâlâ kendisine karşı yapılan hataları ve nefse yönelik zulümleri rahmetiyle affedebileceğini bildirirken, insanlar arasındaki hak ihlallerini (kul hakkını) doğrudan doğruya hak sahibinin rızasına bırakmıştır. Bu sebeple bireysel ve toplumsal haksızlıklarda tam bir arınma, ancak mağdur edilen tarafla fiilen helalleşmekle mümkündür.
​Zulüm bataklığından çıkıp adalet dairesine dönen ve hayatını hakka göre tanzim eden kullar için Kur’an büyük bir müjde vermektedir:
​( وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَىٰ مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ )
“Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Onlar bile bile işledikleri günahta ısrar etmezler.” (Âl-i İmrân, 3/135)
​SONUÇ
​Zulüm, varlık düzenine ve ilâhî sınırlara karşı işlenmiş büyük bir cürümdür. Ancak İslâm, insanı ümitsizliğe terk etmez. İster kalbî bir sapma olan şirk, ister nefsî bir gevşeklik olan günahlar, isterse insan hakkını ihlal eden haksızlıklar olsun; samimi bir tevbe, kesin bir vazgeçiş ve fiilî bir ıslah ile temizlenmek mümkündür.
​Hazırlayan: Sevgi Yağcıoğlu
Tarih: 21 Haziran 2026
​KAYNAKÇA
el-Buhârî, Ebû Abdullah Muhammed b. İsmâîl. el-Câmiu’s-sahîh.
Müslim b. el-Haccâc, Ebü’l-Huseyn el-Kuşeyrî. el-Câmiu’s-sahîh.
et-Taberî, Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr. Câmiu’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî garîbi’l-Kur’ân.
İbn Mâce, Sünen, Zühd, 30.

Bir cevap yazın