Nuraniye Eğitmenlik kursumuzun son gününe, gönlümüzde hem kursu tamamlamanın huzuru hem de ayrılık vaktinin tatlı hüznüyle başladık. Havanın bulutlu olması sebebiyle, her sabah açık havada yaptığımız grup çalışmasını bu kez konferans salonunda gerçekleştirdik. Kurs boyunca işlediğimiz bütün derslerin genel tekrarını yaptıktan sonra Amme Cüzü’nden sûreleri, aramızda bulunan bülbül sesli hafızlarımızın tilavetini ve diğer eğitmen adaylarımızı büyük bir huşû içerisinde dinledik; salonumuz Kur’an’ın nurlarıyla dolup taştı.
Öğle yemeğimizi normalde bahçedeki çardaklarda yemeyi planlamıştık. Fakat biz içeride derslerimizle meşgulken dışarıda yağmur sessizce başlamış; bunu ancak yemek vakti geldiğinde fark edebilmiştik. Yağmur sebebiyle yemeğimizi Hasbahçe Kafeterya’da yedik. İlk anda bir değişiklik gibi görünse de, Rabbimiz bizim için çok daha konforlu ve düzenli bir ortam hazırlamıştı.
Bu son günde de ikramlar bereketiyle sofralarımız şenlendi. Akademimizin öğrencilerinden olup geçen kursta sertifika alan Songül Hocamız, kursa gelmesine vesile olduğu genç kardeşlerimizle beraber bizler için kocaman bir tencere dolusu sarma hazırlayıp getirmişti. Hayatımızda yediğimiz en lezzetli sarmalardandı; kızlarımızın sevgilerini de bu sarmalarda derinden hissettik. Bugün ayrıca yeni tanıştığımız Hikmet Hoca Hanım ile de güzel bir istişare imkânımız oldu. Bazı öğrencilerimizin Arapça hocası olması vesilesiyle eğitim üzerine konuşurken, daha bu kurs bitmeden bir sonraki kursu nerede yapabileceğimizi bile planlamaya başladık. İçimden durmadan, “Allah’ım! Sen nelere kadirsin…” diyordum. Bir zamanlar eğitim verecek öğrenci bulmakta zorlanan ben, şimdi daha bir kurs bitmeden yeni kurs talepleri alıyordum. Bütün bunların Rabbimizin bir lütfu olduğunu düşünerek gönülden hamd ettim. Ganime kardeşimizin getirdiği nefis tatlılar ve diğer tüm ikramlarla yemeğimizi muhabbetle tamamladık. Biz mutluluktan, gökyüzü ise bereketle gözyaşlarını akıtarak bize eşlik ediyordu.
Bugünün bir başka güzelliği de eğitmen adayı kardeşlerimizin sunumlarıydı. Fatmanur kardeşimiz yedinci dersi, İkra kardeşimiz ise onuncu dersi büyük bir gayretle anlattılar. Sunumların ardından minik öğrencilerimiz okudukları ilahilerle hepimizi adeta mest ettiler. Özellikle Sümeyra kardeşimizin büyük kızının seslendirdiği Arapça ilahî, salondaki herkesi hem duygulandıran hem de şaşırtan bir güzellikteydi. Kelimeleri tıpkı bir Arap gibi pürüzsüz telaffuz etmesi bana şunu hatırlattı: Artık Arapça öğrenmek için yurt dışına gitmeye gerek kalmadan, ülkemize gelen Arap hocalar ve açılan eğitim kurumları sayesinde evlatlarımız bu dili küçük yaşlardan itibaren başarıyla öğrenebiliyorlar. Bizim gençliğimizde ise şartlar çok farklıydı; ben Arapçayı öğrenebilmek için mecburen yurt dışına hicret etmiş, nice zorluklar yaşamıştım. Bugün gençlerimizin önüne bu imkânların daha kolay çıkıyor olması gönlümü şükürle doldurdu.
Kursumuzun sonunda, gelenek hâline gelen Nuraniye kitaplarımızla toplu hatıra fotoğrafımızı çektirdik. Tam vedalaşacağımız sırada genç kardeşlerimin bana hazırladığı hediyelerle karşılaştım. Kitaplarımı imzalarken kullandığım kalemin kullanışlı olmadığını fark edip çok zarif bir kalem; ders anlatırken sık sık konuşmaktan susuz kaldığımı gözlemleyip de üzerinde ismimin yazılı olduğu güzel bir termos hazırlatmışlardı. Fakat hediyelerden daha kıymetlisi, bana özel yazdıkları o duygu yüklü küçük notlardı. Satırları okurken gözlerimin dolmasına engel olamadım. Bu pırlanta gibi gençlerimizle gerçekten iftihar ediyorum. Vedalaşırken hep birlikte “Bir Sabah Gelecek Kardan Aydınlık” ezgisini söylediler. O an içimden, “Zaten o aydınlık sizinle birlikte gelmiş…” diye geçirdim. Her ilim talebesi zaten bir aydınlık ve nurdur. Rabbimiz bu nuru Kur’an-ı Kerîm’de şöyle müjdelemektedir:
”O gün mümin erkeklerle mümin kadınların nurlarının önlerinden ve sağ taraflarından koşup aydınlattığını görürsün. Kendilerine, ‘Bugün size müjdelenecek şey, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacağınız cennetlerdir.’ denilir. İşte asıl büyük kurtuluş budur.” (Hadîd Sûresi, 12)
Getirdikleri bütün hediyeler için herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kurs sonunda biz de hocalarımıza sembolik de olsa küçük bir hatıra hediyesi takdim ederek altı günlük bereketli yolculuğumuzu hayırla tamamına erdirdik.
Bu duygularla kaldığımız eve dönerek eşyalarımızı topladık sonsuz bir özenle ve evi güzelce düzenledik. Günler boyunca bize gösterdiği o ince misafirperverlik için Berna’ya ayrıca kalpten dualarımızı ve şükranlarımızı sunarak anahtarı teslim ettik.
Elmas Ablam ile önceden planladığımız bir ziyaretimiz vardı, diğer hocalar iki araba olduğu için Gebze’nin yolunu tuttular. Biz ise Alucra’nın eski sakinlerinden, eski komşumuz, annemizin arkadaşı ve dostu Eksaniye Teyze’yi ziyarete gittik. Orada kızları Saliha ve Nuray Abla da vardılar; ayrıca gelini, gelinin annesi ve torunları ile tanışma imkânım oldu. Kahvemizi yudumlarken eski, çok eski günlerin hatıraları yâd olundu. Anne ve babanın vefatından sonra onların dostlarının ziyaret edilmesi hususunda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
”Şüphesiz iyiliklerin en hayırlılarından biri, kişinin anne ve babasının vefatından sonra onların dostu olan kimseleri ziyaret edip gözetmesidir.” (Müslim, Birr, 11-13; Ebû Dâvûd, Edeb, 120)
Bu vefalı ziyaretin ardından yola koyulup akşam namazı vakti Gebze’ye ulaştık. Namazları kıldıktan sonra hem yorulmuş hem de acıkmıştık. Emine Hocamızın hazırladığı çay sofrası, ikram ettiği pizzalar ve akşam sohbeti yorgunluğumuzu unutturdu. Yatsı namazı ile günümüzü tamamlayıp Hatice Hocamızı da Samsun’a dualarla uğurladık.
Rabbim nasip ederse bu kursiyer kardeşlerimizin tamamı sertifikalarını alır ve bu kutlu hizmet kervanına katılır. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in buyurduğu gibi en hayırlı olanlardan oluruz: “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
Rabbimiz! Attığımız her adımı, söylediğimiz her harfi ve yaptığımız her hizmeti sadece rızan için kabul eyle. Niyetlerimizi hâlis, hizmetlerimizi bereketli, ömürlerimizi istikamet üzere daim eyle. Âmin yâ Rabbi’l-âlemîn.
4 Temmuz Cumartesi 2026
Sevgi Yağcıoğlu
