Nuraniye Eğitmenlik kursumuzun dördüncü gününe, artık her sabah bir gelenek hâline getirdiğimiz ve güne en güzel enerjiyi veren grup tekrarlarımızla başladık. Günlerdir gidip geldiğimiz o devasa Büyük Çamlıca Camii’ne ve yerleşkesine artık tamamen alışmıştık. Her bir köşesi bize huzur ve aşinalık veriyordu.
Bugün de ilim halkamızı şenlendiren, kalplerimizi neşeyle dolduran birbirinden değerli konuklarımız oldu. Geçen yaz Ankara’da düzenlediğimiz Nuraniye kursumuza İzmir’den katılmayı çok isteyen fakat hamileliği ve sağlık sorunları sebebiyle aramıza katılamayan Kader kardeşimiz, bugün kucağında dünyalar tatlısı bebeği ve iki ablasıyla birlikte bizi ziyarete geldi. Ekran arkasından görmekle, yıllar sonra yüz yüze gelip kucaklaşmak bambaşkaydı. Bazı öğrencilerimizi online derslerden sonra ilk kez yüz yüze görünce kısa süreli bir şaşkınlık yaşarız ya, Kader de benim için onlardan biri oldu. Kader, hamilelik sürecinde bir yandan da hafızlığını yürütmüş ve doğumdan hemen önce tamamlayarak büyük bir muvaffakiyete imza atmıştı. Bu yüzden kucağındaki kızı Hatice Kübra, adeta bir Kur’an bebeğiydi. O kadar tatlıydı, yüzündeki tebessümle gönüllere öyle bir sürur veriyordu ki hepimiz adeta etrafında pervane olduk; maşallah tebarekallah diyerek bağrımıza bastık ve hayırlı ömürler dileyerek dualar ettik.
Günün ikinci kıymetli sürprizi ise Demet Usalp Hocamızın ziyaretiydi. Ankara’dan gelen Demet Hocamızın online olarak eğitim verdiği öğrencileri, ilk defa hocalarını yüz yüze görmenin o tarifsiz mutluluğunu ve heyecanını yaşadılar. İlim yolunda kurulan dostlukların, samimi bağların ve kardeşliğin sevgisi gerçekten bambaşkaydı; hiçbir mesafeyi tanımıyordu.
Eğitim tarafında ise yüzümüzü güldüren güzel gelişmeler oluyordu. Öğrencilerimiz artık Nuraniye usulüne ve derslere tamamen alışmışlardı. Harflerin mahreçlerini doğru çıkarma konusundaki ilerlemeleri artık gözle görülür bir seviyeye ulaşmıştı. Bu güzel ilerleyişi izlemek, verilen emeklerin meyvesini görmek biz muallimler için en büyük şükür vesilesiydi.
“Allah’a şükürler olsun, bir eğitim gününü daha hayırla ve sağlıkla tamamladık.” dedikten sonra, kurstaki tüm hocalarımızla birlikte günün tatlı yorgunluğunu atmak için Küçük Çamlıca Korusu’na gezmeye gittik. Doğanın ve yeşilin huzur veren atmosferinde ikindi namazını eda ettik. Koru yürüyüşümüzün ardından hep birlikte kıymetli Gönül Hocamızın evinde toplandık.
Gönül Hocamızın evinin terası oldukça yüksek bir konumdaydı; bir tarafı Ümraniye’nin o cıvıl cıvıl ışıklarına, diğer tarafı ise Üsküdar’ın muazzam ve tarihî manzarasına açılıyordu. İstanbul’un o büyüleyici gece ışık cümbüşünü seyrederken terastaki harika esinti bizleri tatlı tatlı serinletti; hatta serinlikten ötürü omuzlarımıza şal alma ihtiyacı bile duyduk. Terasta akşam namazlarımızı kıldıktan sonra vakit artık cuma gecesine dönmüştü. Biz de bu mübarek vaktin bereketinden istifade etmek adına, “Artık Kehf Suresi’ni okuma vakti.” dedik. Hep birlikte Kehf Suresi’ni tilavet edip kalpten dualar ettik; sevdiklerimize, bizleri destekleyenlere ve ilim yolundaki tüm öğrencilerimize dualar gönderdik.
Dilimizde tek bir niyaz vardı: Rabbim, bize bu yolda ikramda bulunanlara, gönlünü ve sofrasını açanlara Sen de katından ikramlarda bulun. Tüm öğrencilerimizi Kur’an hizmetinde muvaffak eyle, ilimlerini bereketli kıl ve istikametlerini daim eyle.
Bir güzel günü daha manevi bir ziyafetle geride bırakmanın huzuruyla evlerimize dağıldık.
2 Temmuz Perşembe 2026
Sevgi Yağcıoğlu
