Büyük Bir Heyecan, Muazzam Bir Emek: Çamlıca Nuraniye Yolculuğumuzda Üçüncü Günün Sürprizleri (3. Gün)

Nuraniye Eğitmenlik kursumuzun üçüncü gününe, kalbimizde yine aynı Kur’an sevdası ve yüzümüzde eksilmeyen tebessümle başladık. Her geçen gün bu mübarek mekânın maneviyatına daha da alışıyor, adımlarımızı daha büyük bir şevkle atıyorduk.
Sabah saatlerinde konferans salonu saat 10.00’da açıldığı için, vakti en güzel şekilde değerlendirmek adına erkenden caminin o güzel kamelyalarının bulunduğu alana geçtik. Boğaz’ın o eşsiz manzarasına karşı, yeşilliklerin içinde çok mütevazı bir sabah kahvaltısı yaptık. Orada dostlarla paylaştığımız temiz havanın, içtiğimiz sıcacık çayın ve yediğimiz taptaze simidin tadı, önümüzdeki o muazzam manzara ile birleşince gerçekten bambaşka bir lezzete bürünüyordu. Sabahın bu erken ve dingin saatlerinde, o güzel ve hafif esintili açık havada derslerimizin grup tekrarını yapmak hepimizi zihnen ve bedenen çok dingin tuttu. Öğrencilerimizin çoğunluğu zorlanmadan yeni derslere uyum sağlıyordu; çünkü daha önceden bu eğitimi almış olmanın verdiği aşinalıkla harfleri ve kuralları çok daha rahat kavrıyorlardı. Bu güzel ilerleyişi görmek bir muallim olarak beni çok sevindirdi ve bu nimet için Allah’a hamdettim.
Ders esnasında ise hepimizi çok duygulandıran sürpriz bir konuğumuz oldu. Elinde birbirinden güzel çiçekleri, yüzünde eksilmeyen samimi tebessümü ile kapıdan içeri giren kıymetli aile danışmanı ve yazar Mine İzgi’ydi. Gerçekten bu geliş bizim için muazzam bir sürpriz oldu. Büyük Çamlıca Camii’nin o devasa yerleşkesinde bizi bulabilmek için epey yürümüş ve yorulmuştu. Rabbim bu güzel niyetini ve ziyaretini makbul eylesin. Gelişiyle hepimizi çok sevindirdi. Mine Hanım’ı karşımda görünce eski hatıralarım birden gözlerimin önünde canlandı. Çok uzun yıllar olmuştu… En son 1990 yılında beraber yaptığımız o anlamlı düğün ekibi çalışmasından beri görüşememiştik. Yıllar sonra böyle mukaddes bir ilim meclisinde, Kur’an harflerinin gölgesinde yeniden kucaklaşmak kalbimi tarifsiz bir hissiyatla doldurdu.
Günün bereketli ziyaretleri sadece bununla da sınırlı kalmadı. Öğrencilerimizden Ayşe, Sevgi ve Filiz; ayrıca misafir olarak ziyaretimize gelen Kadriye Hanım, kızı Rumeysa ve vefat eden Kasım amcamın kızı Mediha Ablam gürül gürül esen samimiyetleriyle bu günü nurlandırdılar. İlim halkamızı yalnız bırakmayan bu can dostlar sayesinde günümüz neşeyle doldu. Tabii ki bu güzel günde de yine birbirinden lezzetli ikramlarla masalarımız, midelerimiz bayram etti. Büyük emeklerle hazırlanmış dolmalar, el açması su börekleri ve tam da bu güzel meclise yakışan o nefis Aşûre tatlısı… Bizleri böylesine cömertçe ağırlayan, sevgisini ikramına katan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Allah bereketinizi, hanelerinizin huzurunu daim eylesin.
Kurs bitiminde ise bizi yine çok sıcak ve özel bir davet bekliyordu. Kadim dostum ve artık evlilik vesilesiyle akraba da olduğumuz, 2006 yılından beri benimle tefsir halkasında omuz omuza yürüyen canım Semiha Hocamın eşinin ablası olan Arzu Hanım bizi akşam yemeğine davet etmişti. Bizim için o kadar güzel, o kadar özenle hazırlanmış mükellef bir sofra hazırlamıştı ki, bu zarafet karşısında sadece şükretmek ve gönülden teşekkür etmek bize düştü.
Zaman o kadar hızlı ve su gibi aktı ki saatin nasıl geçtiğini fark edemedik. Vakit epey geç oldu; yatsı namazını bile orada kıldık. Günün koşturmasından dolayı ne kadar yorgun olursak olalım, masanın etrafındaki o muhabbet çok daha koyu ve samimi olunca yorgunluğumuzu bir nebze de olsa unutturuyordu. Bu güzel ziyarette kıymetli Gönül Hocamız da bizlere eşlik ederek neşemize neşe kattı.
Rabbimizin bize lütfettiği bu muhabbet dolu, huzurlu ve bereketli dakikalarla Nuraniye yolculuğumuzun üçüncü gününü de hayırla sonlandırdık. Kalbimizde yeni hatıralar, dilimizde şükür dualarıyla bir sonraki günün heyecanına kucak açtık.
1 Temmuz Çarşamba 2026
Sevgi Yağcıoğlu

Bir cevap yazın